Yukarı Çık

HAYALLLERİMİZ PARİS, YAŞANTIMIZ SOMALİ, KARNIMIZ BUKALİ

3 Aralık 2018 Pazartesi 12:32:09
981 kez okundu.

Türkiye’nin, AB sürecine dahil edilmesiyle Türkiye’ de yaşayan Romanlar kendi kültürleri ile kabule ve sorunların daha görünür bir yapıya bürünmesi güzel gelişmelerdir.Türkiye’ de yaşayan Romanların sosyal entegrasyonu, ayrımcılık ve yoksullukla mücadele konularında dezavantajlı konumu gereği milyonlarca Euro hibe desteği verilmiştir. Devletin gözetiminde olduğu kadar, bir o kadar da farklı kaynaklardan proje bazında çalışmalara destek verilmiştir. AB’ nin Romanlara fon aktarması zamanla doğal olarak proje sektörünü oluşturmuştur. Bu gidişat zamanla Romanlar üzerinden rant kapısına dönüşmüştür. Ancak, hiçbir zaman Çingene - Romanın gecekondusuna yansıdığı görülmemiştir

AB ülkelerinde genişlemeden sonra milyonlarca Roman doğal olarak AB vatandaşı oldu. Avrupa’daki projelerde onlara derman olamadı. Projeyi yürütenlerin yaşamı değişti. Gariban Roman yine çingene kaldı.Yurt dışındaki Roman akrabalarımız AB vatandaşı oldu. “Türkiye’dekilere nasıp olur mu?” Diye düşünüldüğünde bugünkü gelişimler ışığında hiç mümkün görünmüyor.

2016 yılında dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu,Ankara’da lüks bir hotel de yapılan proje imza töreni öncesinde “ Romanlara da vurgu yaparak “daha çok proje yazalım fonları kullanalım” demişti. Fon havuzunda Türkiye’nin parası olduğunu geç te olsak öğrendik. Ama anlayamadığım veya benim düşündüğüm

“Türkiye, Roman sorunların çözümü konusunda AB fonlarına bel bağladı ise; bizim belimiz çoktan kırılmıştır”

Bu günlerde şartlar daha da zorlaştı.Türkiye’de kriz yok. Evet, evet gerçekten yok. Sadece ekonomik dalgalanma var. Bazıları dalgalarda yüzmeye çalışırken, bizler de boğulmamak için çırpınıyoruz. Şarkıcı Çingene Kibariye ablam Romanların sosyolojisini çok uzun yıllar önce çözmüş.Bir şarkısının içinde “etsiz yemek yemezler, çalgısız yaşayamaz ölürler” demişti.

Piyasa koşullarını iyi gözlemleyen rahmetli gırnatacı Deli Selim ağabeyimiz  “ O’fasula yedibuçuk lira, hem oynasın, hem kaynasın” derdi. Fasulyenin şimdilerde ortalama fiyatı onbeş lira.Kaynatmak zor, oynamaya mecahâl yok.

Romanların çalgısız yaşayıp yaşamayacağı tartışılır. Ancak, şimdilerde Romanların tenceresinde et değil, dert kaynıyor. Umudumuz var mı? Diyecek olursak neden olmasın. Umut garibin ekmeğidir.

Hayallerimiz Paris, yaşantımız Somali, karnımız bukali.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.