Yukarı Çık

Petrolcüler vefalıydı ama devlet vefasız çıktı

17 Aralık 2018 Pazartesi 11:56:34
648 kez okundu.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı. Türkiye’nin en değerli, en güzide kurumlarından birisi. Cumhuriyet kazanımlarından bir varlığımız. Son 15-20 yıla kadar siyasetin giremediği, sahip olduğu teknik kadrolar sayesinde dik durmayı başarabilmiş bir milli şirket.

1954 yılında Batman’da kurulmuş, daha sonra Trakya ve Adıyaman Bölgelerine uzanmış, genel merkezi Ankara’da olan Türkiye Petrolleri,sahip olduğu önemli mühendis kadrosuyla ve bölgesel bazdaki diğer personelleriyle her daim göz dolduran bir kurum olmuştur. Ancak, oldum olası personelini koruyup kollamayan bir tavır sergilemiştir. Öyle olsa da o çalışan personeller Türkiye Petrolleri ruhuyla çalışmış, milli heyecana kapılmış, kurumuna hep sahip çıkmıştır. Sadece geçmiş zaman dilimlerinde petrol üretimi arttıkça personelin takdir edildiği durumlar olduğu söylenebilir.

Gel zaman git zaman siyasetin fazlaca girdiği kurumda en önemli politika makam mevki kapmaca, işe göre adam değil adama göre istihdam yaratma kapısı olmuştur. Hal böyle olunca Cumhuriyet kazanımı olan birçok kurum gibi TPAO da bir noktada tıkanmış, hantal bir kurum durumuna dönüşmüştür. Petrol, Jeofizik ve Jeoloji mühendislerinin oluşturduğu yer bilimci kadrolar, makine, kimya, inşaat gibi diğer mühendislikler ve yüksek lisanslı bazı meslek gruplarının istihdam edildiği kurumda 2005-2010 yılları arasında yurt dışına burslu gönderilip Türkiye’ye döndükten sonra kurumlara doğrudan yerleştirilen ve petrol sektörüyle çok da alakalı olmayan mesleklerden çok sayıda personel de bulunmaktadır son yıllar itibariyle.

Kurumun yer bilimcileri son derece vefakar, cefakar, vatansever, işini her şeyin önüne koyan bir anlayışla yıllarca çalıştılar. Petrol sahalarında, kuyularında, kulelerde, kamplarda, terörün olduğu yıllarda bile korkusuzca görev yaptılar. Mahrumiyeti en uç noktalarda yaşayanları oldu. Dağ başındaki kuleden bir ay, iki ay boyunca hiç ayrılamayanları, doğan çocuklarının doğumunda bulunamayanları, hastalık durumlarında ailelerine ulaşamayanları oldu. Terörün yoğun yıllarında Güneydoğu’nun ücra yollarında göreve gittiler, görevden geldiler. Bir damla petrol çıkarabilmek onların en büyük tutkusu, en büyük mutluluğu oldu. TPAO’ya gerçekten gönül bağıyla bağlı insanlar onlar. O gönül bağı hiçbir şartta kopmaz.

1950’li, 60’lı, 70’li, 80’li, 90’lı yıllarda Türkiye Petrolleri bu ruhla çalışan mühendisler sayesinde yükseldi. Bugünkü var oluşunu bile o kuşaklara borçlu. Ancak bugün petrolü bulamayan, hantal bir kurum sınıfına çekilmiş ve öyle muamele yapılmakta. Keşke siyaset bu kadar içine dalmasaydı kurumun ve o eski ruhla çalışma misyonu devam edebilseydi.

Bugün kurumda çalışan bir grup donanımlı insan emekli edilmek maksadıyla işten çıkarılırken aynı statüdeki diğer bir grup insan korunmuş, kollanmış, o listelere alınmamıştır. Burası bir devlet kurumudur. Ve devlette çalışan herkes eşit haklara sahiptir. Şimdi nerede kaldı Anayasa’nın eşitlik ilkesi.

Türkiye Petrollerini yıllarca hiç yüksünmeden taşımış olan o yer bilimci ruhu maalesef bugün yok. Ama o yer bilimcilerin bir kısmı bugün hala kurumda. Ve onların önüne öyle bir seçenek kondu ki, resen emeklilik adıyla resmen işten çıkarıldılar. Hem de iki gün içinde ilişik kesme yöntemiyle. Ve habersizce. Önlerine gelen kağıdın en tepesinde iş akdinizin feshi yazıyor. 11.12.2018 günü önlerine konan belgede, 14.12.2018 günü itibariyle iş sözleşmenizin feshedilmesi uygun görülmüştür diye yazıyor.

Türkiye’nin bugünlerinde olmasa da kalkınmasında, kazanımlarında önemli payları olan bu insanlar, emek verdikleri, baş tacı ettikleri kurumlarından bir anda kapı önüne kondular. 25 yıl, 30 yıl, 35 yıl emeklerine bakılmaksızın. Onlar ne yapmışlardı ki böyle bir muameleye maruz kaldılar. Onlar bu ülkeyi düşünmekten, sevmekten başka kime ne zarar vermişlerdi. Keşke kurumdan gönderilmeleri bu kadar canlarını acıtacak şekilde olmasaydı, başka bir biçimde, başka bir formül bulunsaydı. Bu kadar değerli emektar bir insan grubunu bu kadar çirkin bir muamele ile karşı karşıya bırakmak olmasaydı keşke.

Bir kurumu iyi işletecekseniz önce işi ehline vereceksiniz; yönetimi de kurumu-sektörü iyi bilene ve gönül bağı olana teslim edeceksiniz.

13.12.2018

duygusucuka@hotmail.com

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.