Yukarı Çık

ALGI YÖNETİMİ

18 Aralık 2018 Salı 12:02:51
595 kez okundu.

AKP İktidarı, bu ülkede 16 yıldır iktidarda kalmayı başarabilmişse bu; onların ülkeyi iyi yönettiğinden değil, taktikler geliştirerek algı yönetimini iyi uygulamasından kaynaklanmaktadır.

Algı Yönetimi nedir? Algı Yönetimi: Karşımızdaki kişinin algısını, yani 5 duyu organını istediğimiz şekilde yönlendirme sanatıdır. Pekiyi herkesin algısını, yani beş duyusunu istediğimiz bir şekilde yönetmemiz mümkün müdür? Bu sorunun yanıtı; elbette ki hayır olacaktır. Geçen haftaki yazımda Eflatun’un;“milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır” öngörüsünü yazmıştım. Türk Toplumunun iyi eğitim görmüş olmasından vazgeçtik, bugün kadınlarda okuma-yazma bilmeyenlerin sayısının az olmadığını rahatlıkla ifade edebiliriz. Taktikler kullanılarak yapılanalgı operasyonlarını kitleler, doğru bir şekilde analiz etmek durumundadırlar. Doğru bilinci yakalayamayan toplumdan doğru analiz beklenemez. Bilinçli bir şekilde hareket etmeyen, onun bunun söyledikleri doğrultuda harekete geçen, kendine ait düşüncesi olmayan kişiler; her zaman birilerinin isteği doğrultusunda hareket edecek, düşünecektir. Bugün Türkiye’deki seçmen kitlesinin yapısı, bundan farklı bir durumda değildir.

Bugünkü yazımda; halen görüşülmekte olan 2019 Mali Yılı Bütçesi ile ilgili bazı rakamlar verip, değerlendirmelerde bulunacağım. Türkiye’de günlük satılan gazete sayısı ile basımı yapılıp satılan kitap sayıları bellidir. Bu sayılar, toplumun okuma özürlü olduğunun bir göstergesidir. Okumayan, araştırmayan kişilerin, öncelikle bilgi, sonra da fikir sahibi olmaları ve gerçekleri görmeleri beklenemez.

Bu ülkeyi yıllarca Parlamenter Sistemle yöneten AKP İktidarı, işlerin kötüye gittiğini fark ettiği anda, taktiksel bir algı yaratarak, suçu sisteme yükledi. MHP’nin de desteğiyle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen, dünyada eşi benzeri olmayan bir yönetim sistemine geçtik. Toplumda:“Terör bitecek, ekonomi düzelecek, Türkiye uçacak” algısı yaratıldı. Yurt içinde terör olaylarının bir şekilde ivme kaybettiğinden bahsedebiliriz. Ama bu yavaşlamanın; kış mevsiminin başlaması veya yerel seçim öncesi bir taktik olabileceği de akıllardan çıkarılmamalıdır.

2019 Mali Yılı Bütçesi’nin sunumu; ekonominin düzelmediğinin, Türkiye’nin uçamadığının, hatta ekonominin yerlerde süründüğünün bir numaralı göstergesidir. Sayın Hazine ve Maliye Bakanı’nın sunumdaki ilk cümlesine geçmeden önce, aklıma gelen bir fıkrayı anlatmak istiyorum:

Savaşı kaybeden komutana savaşı neden kaybettiğini sorduklarında: “Kırk nedeni var” demiş. “Nedenleri say bakalım” dediklerinde: “Birinci neden; barutumuz yoktu, ikincisine gelince…” dediğinde; “diğerlerini saymaya gerek yok” demişler.

Sayın Bakan Berat Albayrak konuşmasına: ““Bütçenin en önemli özelliği tasarruf bütçesi olmasıdır” cümlesiyle başlıyor. Bu cümle her şeyi anlatmaya yetiyor, hatta artıyor bile. 2018 yılının büyüme rakamları da her şeyi özetler nitelikte: Yılın 1. Çeyreğinde; %7,2 oranında büyürken, 2. Çeyrekte bu rakam %5,3’e gerilemiş, 3. Çeyrekte ise 1,6’ya düşmüştür. Büyümenin düşmesi demek, aynı zamanda işsizlik oranının artması demektir.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun algı yönetimi ve bütçe verileri ile ilgili sözlerine değinip, tekrar bütçe rakamlarına döneceğim. Karamollaoğlu: “Medyanın yüzde 95'i onların elinde bulunuyor. Memlekette işler onların istediği gibi gitmediği zaman algı operasyonları yapıyorlar. Böyle giderse altından kalkamayabiliriz. Bu rakamlar endişe verici. Bundan dolayı da geçen sene bütçede 71,7 milyar faizi gideri konulurken, bu sene faize konulan miktar 117 milyar seviyesine çıktı” demiş.

Bu güne kadar iktidar yetkililerinin ağzından hiç ithalat rakamlarını duydunuz mu?  Hep, şişirilmiş olarak ihracat rakamları verilir. Bu; toplumda algı yaratmanın bir numaralı örneğidir.

Sayın Berat Albayrak’ın bütçe konuşmasından iki cümle daha aktarıp nasıl algı yaratıldığına değineceğim: Berat Albayrak: “Kararlılıkla attığımız bu adımlarla piyasalardaki dalgalanma yerini normalleşmeye bıraktı. Ağustostan bugüne TL dolar karşısında yüzde 20 değer kazandı, diğer para birimlerine kıyasla en çok değer kazanan para birimi oldu” demiş. Ağustos ayında doların tavan yaptığını biliyoruz. Bugünkü rakamlar; değer kazanma değil, kaybedilen değerin birazının geri alınmasıdır. Yıllık değerler dikkate alındığında, her şey daha iyi anlaşılacaktır. 2 Ocak 2018, Dolar: 3,76 TL. Bu açıklamanın yapıldığı Aralık ayının 2. Gününde ise 5,21 TL. 11 ayda doların, Türk Lirasına karşı  %38 değer kazandığı görülecektir.

Berat Albayrak aynı bütçe sunumunda: “Kamu maliyesinde 2002 yılından bu yana yaptığımız reformlar sayesinde, bütçe açıklarını ve borç stoklarını çok düşük seviyelere indirdik” diyor. Ama bütçenin aynı konudaki değerlerine baktığımızda karşımıza çıkan rakamları bu sözlerle uyuşmuyor. 2018 yılının bütçe açığı: 72,1 milyar öngörülürken, bu rakam 2019 da 80,6 milyar TL olarak öngörülmüş.

AKP iktidara geldiğinde paradan altı sıfır atarak işe başlamıştı. Eğer o altı sıfır atılmasaydı, bugün bütçe rakamlarını ifade etmek için yepyeni terimler kullanmak zorunda kalacaktık.

Bu ülkede; algıları başkaları tarafından yönetilemeyen bilinçli bir toplum oluştuğu gün; AKP ve onun gibi düşünen siyasi oluşumlar, iktidar olma şansı bulamayacaklardır.
Saygılarımla. 16.12.2018                                           Mehmet USLU- Emekli Öğretmen

 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.