Yukarı Çık

HOPTİRİNAM (HALK ÖYKÜLERİ) (*)

2 Ocak 2019 Çarşamba 11:57:03
1745 kez okundu.

Yazar, ozan M. Demirel Babacanoğlu 1944 doğumlu olup üretkenliğiyle tanınır. Onlarca öykü, roman, şiir vb türlerde yapıtı olan yazarın yeni çalışması “Hoptirinam” (Halk Öyküleri)dır ve içinde birbirinden anlamlı onlarca halk öyküsü vardır. Yazar, yapıtın başında halk öykülerindeki toplumsal gerçekliği açıklar. Halkın ortak ürünü olan bu öykülerde kötü kişilerin yitirdiğini, iyilerin kazandığını vurgular. Ayrıca günümüzde halk öykülerine ve masallara ilginin azaldığını belirtirken “sözlü anlatıcılığımız can çekişiyor” der.

“İş Yapma Yaşı” adlı öyküde, bir köyün insanlarının mezartaşlarına yaşadıkları yaş yerine iş yapma yaşlarını yazdıkları belirtilir ki yaşamı anlamlı kılmak için iş yapmanın önemi vurgulanır.

“Çaydan Gelen Elma” öyküsünde, bir sofunun abdest alırken suda yüzerek gelen elmayı alıp yemesi, sonra da onu hak etmiş olmak için elma sahibinden helallik alması gerektiğini düşünerek sahibini bulması ve sonra yaşadıkları anlatılır. Elma sahibi, kulağı duymayan, gözü görmeyen, dili yok kızını alması koşulunu ileri sürer. Sofu bu ağır cezayı kabul eder. Aldığı kız ise dünya güzelidir ve sapasağlamdır. Elma sahibi, sofunun dürüstlüğünü görüp kızını ona vermek istemiştir. Güzel de bir düğün yaparlar sonra.

“Kötülük Masalı” çok anlatılan, çok dinlediğimiz bir masaldır. Bir insan yılana iyilik yaptığı halde yılan onu ısırmak ister. İnsana güvenilemeyeceğini bilmektedir. Üç yaratıktan öküze, ırmağa ve tilkiye danışılır. İlk ikisi insana olur vermezken, tilkiyle özel bir anlaşma yapan insan, davayı kazanır. Yılandan kurtulur da tilkiyi aldatır bu kez. Tilkiye tavuk, kaz getireceği sözünü verir. İki çuval getirir ama içlerinden tazı ile köpek çıkar. Tilki nereye kaçacağını şaşırır. Masalda insana güvenilmemesi gerektiği vurgulanır.

“İt Tanıdı Biz Tanıyamadık” bir savaş öyküsüdür. 1. Dünya Savaşı’na katılıp yıllar sonra tanınmaz durumda dönen kocasını tanıyamayan kadının sözüdür masalın adı. Ailenin köpeği Karabaş,  savaştan dönen Haydar Emmi’yi tanıyıp sarılır da karısı tanıyamaz.

“Körün Düşü” öyküsünde de insana güvenilemeyeceği gerçeği vurgulanır. Kör bir adamı eşeğine bindiren adam ile karısı, az kalsın eşeğinden olacağı gibi adam karısını da yitirecektir. İyi ki Kadı, haklıyı haksızı ayırır.

“Safi ile Safiye” öyküsünde, Safiye, kendisine sırnaşan köy imamından öcünü alır. “Memo ile Haso” öyküsü bu dünyada eden bulur görüşünü yansıtır. Memo Ağa, ağalığını yitirip yoksullaşırken onun tutması olan Haso bu kez ağa olur ve düşkün olan Memo Ağa’yı tutup ona iş verir.

Diğer halk öykülerinde de ortak yönler vardır. Akılsız bir insana ne denli yardım edilse de yoksulluktan kurtulamayacağı vurgulanır. Kadının gücünü küçümseyen erkeklerle alay edilir. Kitaba ad olan “Hoptirinam” öyküsünde, yalan söyleyip köylüyü usandıran Hoptirinam adlı kişinin yaptıkları anlatılır. Sonunda köylü yüz vermez ve yalancı adam köyü terk eder. Bu kez yüz ameliyatı olup döner köye. Kimse tanıyamaz onu. Fabrika kuracağını söyleyip köylülerden para toplayıp kaçtığında köylüler onun Hoptirinam olduğunu düşünürler. Günümüzde de köylüleri dolandırıp yurt dışına kaçan Hoptirinamlar yok mu? Öykülerde genel olarak, öğrenmenin yaşı olmadığı gerçeği, insana güvenilemeyeceği, yardımlaşmanın önemi, olaylar karşısında kurtuluş yolu arama çabaları yansıtılır.

Yazar M. Demirel Babacanoğlu, halk öykülerini, masalları derleyip önemli bir iş yapıyor. Gelecek kuşaklara, halk arasında anlatılan, sözlü geleneğin ürünü olan halk öyküleriyle masallarla zenginleşmelerinin yolunu açıyor.

(*) Hoptirinam (Halk Öyküleri)-M. Demirel Babacanoğlu, Kendi Yayını, 1. Baskı, Ocak 2018, 108 s.

(Mut Çıtlık, Ocak-Şubat-Mart 2019)

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.