Yukarı Çık

YILBAŞI KUTLAMASI

5 Ocak 2019 Cumartesi 11:06:47
504 kez okundu.

Memleketimde, köyümde çok yılbaşı kutlamıştım. Üç yıl önce de Berlin'in merkezinde, bu senede bir evde aile toplantısında kutlamaya katıldım.

Ev sahibi 75 yaşında emekli bir müzik öğretmeni. Hanımefendinin bir oğlu matematik profesörü ve Amerika’da çalıştığı için gelememiş. Kendisi gibi öğretmen olan iki kızı ve iki erkek ve üç kız torun burada. Kız torunun eşinin babası, annesi ve abisi eşiyle birlikte gelmişler. Erkek torunun biri evli, ve beş yaşında bir çocuğu var. Yani dört nesil bir aradayız. 17 Alman arasında Türk olarak tek ben, Tanrı misafiriyim.

Hanımefendinin evi 700 metre kare bahçe içinde bodrum ve çatı katıyla birlikte dört katlı. Zemin kattaki büyük salonda büyük bir masa var. Yan tarafta mutfakta soğuk yiyeceklerden herkes istediği kadar tabağına alıyor. Terasta ise mangalda çeşitli etler pişiyor. Sofrada kola ve meyve suları var. Bir kişi az alkollü bir şişe bira açtı ama anca bir bardak içti.

Saat dokuzda yemek faslı bitince hep birlikte bahçeye çıkıp damadın havai fişek gösterisini izledik. Daha sonra tekrar içeri girdik ve herkes birbiriyle sohbet ederken ben de 7 yaşında ki Sofia ile yere oturup oyun oynadım. Ne ilginç; çocuklarla anlaşabilmek için dil bilmeye gerek yok. Sofia, annesine benim Almanca bilmediğimi söylüyor ama oynamayı da bırakmıyor. Kakır kakır gülerek oynamaya devam ediyoruz.

Saat 12 ye gelirken herkes eline içinde açık sarı renkte ufak bir kadeh aldı. Yanıma yaklaşan Sofia'ya, limonata olduğunu öğrendiğim içeceğin ne olduğunu sordum. O da bana çocuk birası olduğunu söyledi. Bu arada yeni yıl girdi ve bizler yeni yılın şerefine kadehlerimizi kaldırdık ve herkes birbirinin yeni yılını kutladı. Bu arada tatlı servisi yapıldı. Yeni yıla girerken tatlı yemek adetmiş. Daha sonra tekrar havai fişek gösterisi için dışarıya dört yol ağzına çıktık.

Akşam 7 de başlayan havai fişek gösterisi sabaha kadar sürdü. Zannedersiniz ki savaş çıkmış. Berlin'in üzeri rengarenk ışık ve duman. Şaşkına döndüm, her evden el arabasıyla havai fişek çıkıyor. Bitmek bilmiyor, ne çok cephanesi varmış adamların.

Evet, bir yeni yıla böyle girdim. Dört neslin ve 18 kişinin bir arada hoş sohbet, gülüş ve samimi bir havada, ve dillerini bilmediğim halde keyif aldığım bu yılbaşı bana geçmişte içkilerin su gibi aktığı ve sonunda kavgaların çıktığı eğlenceleri hatırlattı.

Bizimkiler der ya; "Müslüman yılbaşı kutlamaz." Hakikaten doğru, Müslüman böyle yılbaşı kutlayamaz.

Yabancı filmlerde elinde kadeh ile gezenleri gördüğümde, yabancıların çok içki içtiğini zannederdim. Oysa kazın ayağı öyle değilmiş. On yabancının içtiği içkiyi bizim bir Müslüm kulağının arkasına koyar. Tabiki gizli gizli içer.

Çocukluk ve gençlik yıllarımda biz de bayram seyran gibi özel günlerde hısım akraba üç dört nesil bir araya toplanırdık. Ne güzel günlerdi o günler. Biz Trakya insanları bu birliktelikleri kaybettik ama doğu insanları bu birliktelikleri halâ devam ettiriyor.

Hangi vesileyle olursa olsun, dini ve milli bayramlarla bir araya gelmek toplumların vazgeçilmezi olmalı. Adet yerini bulsun diye değil, samimiyetle ve neşeyle bir araya gelmeli. Bir aileyi, toplumu, milleti ayakta tutacak olan bu birlikteliklerdir.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.