Yukarı Çık

ADALET

22 Ocak 2019 Salı 11:26:42
142 kez okundu.

Bu akşam bir hukuk profösörünü dinledim. Kürsü olarak kurulmuş masada konuşmasına başlamak için oturduğu sandelyenin arkasında ayağa dikildi ve konuşması boyunca önündeki sandalyeye tutundu. Bazen tek elini bazen iki elini pantolan çebine sokarak, bazende iki el parmaklarını birbirine kenetleyerek konuşmasını yaptı. Kullandığı beden dili bana çok itici geldi.

Hukuk bilgisine saygı duyarım fakat siyasi kimliğiyle dinleyicileri ve partililerini tatmin edemedi. Halkın temsilcisi olduğuna inanmak çok zor. Hatta konuşmasında, başka yazarlar gibi kitaplarını getirebileceğini ve imzalayıp dinleyicilere satabileceğini fakat o belirli bir zümre için, yani akademik dille yazdığını söyleyerek dinleyicilerini koyun yerine koyduğunu bile farketmedi.

Hoca, kendi partililerinin dağınık olduğunu fakat diğer partililerin vekillerinin karşısında el pençe divan durduğunu, gelecekle ilgili umudumuzu kesmememizi söyledi ama ne yapmak gerektiğini söylemedi. Yaşananlara ne teşhis koyabildi ne de recete yazdı.

Hoca çok konuştu ama hiçbir şey anlatmadı.

Oysa hoca sokağa inmiş olsaydı, halkın hiçbir siyesetciye el pençe divan durmadığını görürdü ve halkın gözünde siyasetçinin saygınlığının kalmadığını anlardı. O gördüğü el pençe duranların her partide ki çıkarcı partizanlar oldığunu bilmeliydi.

Hoca şunu bilmeli; her devletin hukuku olduğu gibi, aşiretlerin hatta her evin kuralları vardır. Hukuk ilk önce yazanların, sonra uygulayanların hakkını savunur. Halkın arasında ne kadar eşit uygulanır bilinmez.

Bir devletin hukuktan önce ADALETİ olmalı. Adaleti olmayan devletlerin yaşaması imkansızdır. Adalet ilk önce yöneticilerin vicdanından fışkırmalı ve aşağıya doğru örnek olmalı. İki yıl vekillik yapıp 12 bin lira emekli maaşı alanların, açlık sınırında yaşayanlara ne kadar adil örnek olabilirler. Ve "bir vekilin iki yılda emekli olup 12 bin lira maaş alması adaletli midir?" sorusuna cevap vermeyip topu orta sahada dolaştırması ve halkı iktidar partisine oy vermekle suçlaması ne garip. Çok yazık. Siyasetçinin aptalı "bu halk bana neden oy vermiyor" diyerek, kendini sorgulamayıp halkı suçlaması çok garip.

Hukuk mukuk hepsi palavra, bize hukuktan önce vicdan sahibi adil yöneticiler lazım.

Bir ülkenin liderleri, yöneticileri en başta siyasetçiler ve dini liderlerdir. Bunların adaletten uzak davranışları toplumun yozlaşmasına insanlıktan çıkmasına hizmet eder.

Çok yazık, Atatürkün partisinin prof ünvanlı vekilinde gelecekle ilgili ne plan ne de proje var, dolayısıyla recete de yok.

Çeşitli zamanlarda, çeşitli partilerin yetkililerini dinlediğimde bir şey farkettim. Hepsi kendilerinin vazgeçilmez olduklarını, her şeyi kendilerinin bildiğini ve halkın cahil ve bir şey bilmediğini zannediyorlar. Halkın verdiği oya bile sahip çıkamayan bu adamlara ne denir? Çok yazık...

Bir kez daha inandım ki; bu pasif ve amaçsız muhalefet anlayışı, Erdoğan'ı başkanlık koltuğunda ömrünün sonuna kadar oturtur.

Kuran der ki; Biz, bir toplumu helak edeceğimiz zaman o toplumun ileri gelenlerini (yöneticiler, aydınlar, zenginler) yoldan çıkarırız. Onlar orada kötü gidişat sergilerler ve biz de o toplumu helak ederiz.

Yaşadığım ve gözlemlerimden anladığıma göre

ADALETİN olmadığı yerde kuşlar bile cıvıldamaz.

Cengiz Arcan

20 Ocak 2018

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.