Yukarı Çık

ŞÖYLE GARİP BENCİLEYİN

31 Ocak 2019 Perşembe 11:49:13
603 kez okundu.

Antalyalı olan Osman Nuri Yıldırım, İsveç' de doktorasını yaparken, bir bankadan üç yıl vadeli ve altışar aylık taksitli ihtiyaç kredisi almıştı. ""İki taksiti ödedikten sonra," bir işi için Türkiye' ye gelir.Dönüşünün gecikebileceğini düşünerek, ayrılmadan önce, iki taksitini öder.

İsveç' e döndüğünde, banka borcuyla ilgili olarak öğrendiğine şaşırır. Bir arkadaşının eşi ve kefili olan Monika, taksit ödenmesi geciktiğinden, " icraya verildiğini, icra ve avukat masraflarıyla taksit tutarının ödenmesi gerektiğini" söylemiştir. Buna çok üzülen Yıldırım, yatırdığı son iki taksitin dekontlarını alarak, banka şubesine gider."İsveç' te, 'erken borç ödene' diye bir kavram olmadığı, ödenen taksitlerin en son taksitlere mahsup edildiği" söylenip talebi reddedilmiştir.

İşin kötüsü, onun, "bankanın kara listesine" alınması,... İsveç' de, vadeli alış veriş yapamama" sıdır."Bundan daha kötüsü de, Monika' nın ve eşinin bana olan güvenlerinin düzeltilemez  bir şekilde sarsılmış olacağıdır."

Yıldırım, bu durumu düzeltmek için, bankanın genel müdürüne, ulaşır. "Ona olup bitenleri, kısa, güzel bir İsveç' çe ile  anlattım." Genel müdür, getirttiği dosyaları incelemişti. "Bana, kredinin erken ödenmesinin sık görülen bir durum  olmadığını, ama ödenirse de, bunun son taksite değil, ödenmeyen ilk taksite mahsup edilmesinin gerektiğini ve benim haklı olduğumu söyledi." Sonra da, "Banka personelinin, yanlış bir yorumlamayla beni üzdüğünü, bundan dolayı banka adına, başını eğerek benden özür dilediğini, oldukça nazik bir şekilde söyleyince, sevinçten ve şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım, nerdeyse..."

Yıldırım, 1980' de, kesin dönüş yaptığında, Antalya' da yaşadığı bir bankacılık olayını da anlatmıştır. Dönüşünde, anarşik ortamda olan üniversiteye girmeyip, bir kardeşiyle birlikte, ticarete girişmişti. Antalya Sanayi Sitesi' nde, "sunta boya, kaplama ve gürgen kereste ticareti" yaptıkları bir işyeri vardı.

Bir gün, mevduatları olan bankanın müdürü, ona,"çok düşük faizle sanayi kredis verilebileceğini söyle" mişti. "Sanayicilik bir iş yapmadıklarını" söyleyince de, "işlenmiş ve fırınlanmış gürgen kereste sattık" larını, "işyerinde her türlü makinanın, bu arada hızarın da bulunduğunu" söylemişti. Neticede onu, "kredi almaya", o krediyle ihtiyacı olan "bir binek arabası almaya ikna etmiş"ti. İşyerine " bir memur göndereceğini,evrakları imzaladığım takdirde, kredinin hazır olacağını söyle" mişti.

Bir gün, bürosuna, bankanın "üniversite mezunu,  evli ve iki çocuğu olan" ekspertizi gelmişti."Benden hızar makinasını çalıştırmamı istedi. Ben de, şarteli indirdim." Makinanın "hızlı devreye" alınmasını istemişti. Ama Yıldırım, "makimayı daha önce hiç kullanmadığın"dan, " bir türlü" hızlandıramamıştı...

"Birkaç gün snra bankaya gittiğimde, müdür beni görünce, kredinin ne olduğunu sor"du. Memurun işyerine gelip gittiğini, ama sonucu bilmediğini söylemişti.

Müdür memuru, odasına çağırmıştı.Dosyayla gelen memura, Yıldırım' ın kredi işini sordu." memur da, gayet kibar bir şekilde, bizim iş yerinde olan hızarın ya bozuk olduğundan, ya dabenim çalıştırmayı bilmediğimden," kredi verilmesinin "uygun olmadığını düşündüğünü söyle" mişti.

"Müdür Bey, müthiş sinirlendi. 'Ben seni oraya teftişe göndermedim, fikrini de sormadım.Senin yapman gereken, dosyayı düzenlemek, olumlu raporu hazırlamaktır. Hemen şimdi, gereğini yap' dedi."

"Olup bitenlerden son derece rahatsız olmuştum. Benim yanımda, belki de benden yaşlı, evli barklı bir adamın gururuyla oynanmıştı.Midemde bir sancı başlamış, adeta kıvranıyordum. Bu da, mide bulantısına neden olmuştu."

"Büroya gelip müdür beyin sekreterini telefonla aradım ve kredi almaktan vazgeçtiğimi bildirdim. Başka ne yapabilirdin ki!" (1)

Öğretmen kökenli yazar İsmet Kür, "Yarısı Roman" adlı anı kitabında, "Yanlış yer zaman doğmak"tan söz eder. Buna göre Osman Nuri, İsveç yerine, kredi borcundan icraya düşmüş milyonların olduğu Türkiye' de doğup büyümekle büyük talihsizliğe uğramıştır. Ben deniz de, zaman zaman, benzer duygular hissederim. Dilimde, Yunus Emre' nin mısraları:

Gezdim Urum ile Şam'ı

(Gezdim Anadolu ve Suriye' yi)

Yukarı illeri kamu

Çok aradım bulamadım

Şöyle garip bencileyin.

1. Ömür Böyle Geçti, Dr. Osman Nuri Yıldırım, s. 601_605

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.