Yukarı Çık

ÇAMLICA VE CADILAR BAYRAMI..

1 Şubat 2019 Cuma 11:50:21
235 kez okundu.

Efendim, geçtiğimiz ocak ayı içersinde Keşan’ın Çamlıca Köyü’nde geleneksel hale getirilen “CADILAR BAYRAMI”  kutlandı.

Öncelikle şunu belirtmem gerekir: Yaşadığımız bölgede ve özellikle Çamlıca Köyünün geçmişi tarihe dayanan böyle bir bayram olmamakla birlikte; “BOCUK GECESİ”  kavramı ve eylemleri vardır ki; bu gece ile ilgili toplumsal davranışlar belki de; yüz yıllarca bir geçmişe dayanır.

Şimdi rica ediyorum: Çamlıca’da kutlanan bu “cadılar bayramı” hangi tarihsel birikimden gelmektedir? “”Keşan Tarihi”ni yazmış biri olarak, ben böyle bir belgeye rastlamadım. Lütfen; birileri çıksın da bu işin tarihsel kökenlerini bize anlatsın!

Gelelim, “BOCUK GECESİ” ne: Ben yetmiş yaşındayım ve rahmetli anneannem doksan iki yaşında vefat etti.  Çocukluk yıllarımda bizim evde kışın en soğuk ayları olan ocak aylarının ilk haftasında kabak pişirilir ve yerdik. Anne annem bu davranışımızı bana şöyle açıklamıştı: “Bu gün gavurlar domuz keser, kızartırlar ve yerler. Bu pişirilen ve kızartılan domuzların ağır kokusu tüm kasabaya yayılırdı. Biz de; bu kokuyu gidermek için o gece evlerimizde kabak pişirirdik! Bocuk gecesi budur” demişti..

Çamlıca’da dağıtılan kabak tatlısı anneannemin bu sözlerini doğruluyor ve: Rumların domuz yedikleri geceye denk gelen gecede kabak pişirilmesi bir biriyle örtüşüyor. Ancak; ortada cadı falan olmayan geceler bunlar.

Ayrıca; Türk toplumumda yerleşmiş bir ifade olan “Bocuk domuzu gibi!” ifadesi de; yukarıda söylediklerimi doğrular nitelikte. Çünkü: Rumlar bocuk gecesi için (tıpkı bizlerin kurbanlık koyun beslememiz gibi)özel olarak bazı domuzları besler ve bu domuzla çok iri-şişman-yağlı olurlardı. İşte; “bocuk domuzu gibi” sözü bu yüzden bölgemiz halkının diline düşmüştür.

Bu arada şunu da belirtmek isterim: 1870 yılı Edirne Salnamesinde Keşan’ın nüfusu verilirken, sadece erkek nüfusu dikkate alınmış ve erkek nüfusu toplam 8353 olarak verilmiştir. Bu nüfusun 2128 ‘i Türk yani Müslüman, 5229’unn ise Gayri Müslimlerden yani; azınlıklardan oluştuğu gösterilmiş, ayni salnamede toplam hane sayısı 3126 olduğu, bunun 997’sinin Türk, 2128 hane ise Gayri Müslim yani; Hırıstiyan olduğu yazılmıştır.

Şimdi biraz daha yakınlara ve 19.yüzyıl sonlarına gelelim ki; o yıllarda nüfus sayımları Müslim ve gayri –müslim olarak yapılıyordu ve buna göre; 19.yüzyıl sonlarında Keşan’ın nüfusu (1911’lerde) 10.000 di ve bunun 8000’i gayri-müslim, 2000’i müslümandı. 1927 de Müslüman –Türk sayısı 4000 dir.

Peki; bu nüfus yoğunluğunu niye yazma ihtiyacı duydum? Şunun için: Görülüyor ki; Kurtuluş Savaşımızın öncesine kadar Keşan’da bir Rum nüfus çoğunluğu ve dolayısıyla baskın bir Rum kültürü vardır.

Bocuk gecesinde Müslümanların kabak pişirmelerinin nedeni ise: Bu baskın kültüre karşı koyulmuş sessiz bir direniştir.

Cadılara gelince: Orta Çağ Avrupa’sında yaşanan yüz yıl savaşları küçük devlet krallıklarının Vatikan’a bağlılıklarının bir sonucu olarak, yönettiği halklar içersinde bu düzene karşı koyan kişilerin; orta çağ döneminde cadı olarak tanımlayarak, binlercesini ya idam ederek, ya da; yakarak öldürmelerinin bir sonucudur  ki; bu kişiler zamanımızın devrimcileridir, aydınlarıdır. Bu noktada; aklıma şu geliyor: Orta Çağ’ın sonlarına kadar Dünya’nın yuvarlak olup olmadığı tartışılmamıştır. Ancak İtalyan bilim adamı Galileo tarafından Dünya’nın yuvarlak olduğu iddia edilmiş, bunun karşılığında Galileo Engizisyon mahkemesi tarafından yargılanarak idam edilmiştir. Ayrıca yakın tarihimizde düzene karşı oldukları için asılarak idam edilen Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını da anımsamanızı isterim..

Makyavel’in yazdığı “Hükümdar” kitabına göre: Artık VATİKAN hükümdardır… Kıt tarih bilgime ve sezgime göre bence; dünyanın çeşitli yerlerinde kutlanan “CADILAR BAYRAMI” aslında Vatikan’a karşı oluşun bir ifadesidir.

Bu neden ile; cadılar bayramının kutlanması sonucu topluma bir mesaj verilmesi gerekir diye düşünüyorum da; nerede o günler.. Vur patlasın, çal oynasın..

Bu konuda yazıma bir not daha eklemek isterim: Sağ olsun Milliyet Gazetesi yazarlarından değerli bir kardeşim bu konuda Milliyet gazetesinde yayınlanan yazısında şöyle bir ifade kullanmış: “Belediye nerede!?”

Değerli kardeşim, Çamlıca’nın tarihçesini “Gelibolu Yarım’adasından Enez’e” isimli kitabımda yayınladım. Çok geriye gitmeyelim: Yakın tarihe kadar Çamlıca bir belediye idi. Ancak; AKP’nin uyguladığı tarım politikaları sonucu Çamlıca’daki birçok vatandaş burayı terk etti ve Çamlıca Köy oldu. Eğer isterseniz sizler; Çamlıca’daki göçün nedeninin Cadılardan korkan insanların kaçmasına bağlayabilirsiniz ki; bu düşünce iktidarın da işine gelir!

Belediye nerede sorusuna gelince: Değerli kardeşim. Önce şunu söyleyeyim: Çamlıca hali hazırda köydür. Ancak; bu organizasyon belediye dışında ve Keşan’da hiçbir kültürel ve sanatsal faaliyetlere destek vermeyen Keşan Ticaret ve Sanayi Odası tarafından organize edilmiş olup, bu cemiyetin kirvesi Ticaret ve Sanayi Odasıdır ve sayın oda başkanımızın elinin altında birçok nakliyeci kardeşim vardır. İsteseydi; Çamlıca’ya gelen onlarca vatandaşı çamur içersinde yürütmez ve zemine serdireceği çakıllar veya mıcırlar ile hem köye hizmet etmiş, hem de böyle bir organizasyonun sağlıklı yapılmasını sağlardı. Trafik konusuna ise hiç değinmek istemiyorum.

Sevgili kardeşim; bizim bölgemizde domuz yetiştirilmez ve domuz eti yenilmez. Ancak; tescil edilmiş bir satır etimiz vardır. Yazından anladığım kadarıyla bölgemizin en güzel satır etini yapan Muhacırköy et lokantasında sana satır et ikram edilmiş ve doğru da yapılmış. Ancak; umarım ki; belediye ile ilgili sözlerinin bu satır et hatırına söylememişindir. Sevgilerimle..

30.01.2019  hilmi dinçer

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.