Yukarı Çık

Türk Milletinin büyük evladı: ATATÜRK

25 Şubat 2019 Pazartesi 12:05:29
117 kez okundu.

Vefalı Atatürk

Milletine hizmet edenleri hiç unutmaz Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey Ermenilere soykırım yaptığı gerekçesiyle Nemrut Mustafa Mahkemesi’nce idama mahkûm edildi ve idam gerçekleşmişti. Ancak Kemal Bey suçsuzdu. Haksız yere idam edilmişti.

Atatürk Kemal Bey’i unutmadı. Şehit Kemal Bey’in çocuklarına aylık bağlattı. Çanakkale şehitlerimiz için, her yıl devrin en iyi mevlithanlarına Çanakkale’de mevlit okuturdu.

Atatürk Seyit onbaşıyı belki Çanakkale’de görmemişti. Seyit Onbaşı topçuydu. 18 Mart günü Çanakkale boğazına saldıran İtilaf Devletleri birleşik donanmasının Çanakkale Boğazı’nı geçme, İstanbul’a ulaşma ümitlerini suya gömen kahramanlardan birisi de oydu. Çanakkale’ye gittiğinde onunla özel ilgilenir, aratır, buldurur ihtiyaçlarını sorar, ihtiyaçları varsa karşılardı.

Etrafı ile ilgilenen Atatürk

Bir gün Ulus’a giderken Saman Pazarı’nda Kitapçı Ali Efendi’nin dükkânına uğradı. Dükkânın kepenklerinde çok güzel bir halının asılı olduğunu gördü.

“Bu kadar kıymetli bir halının burada ne işi var, kaç para kimin bu?” diye sordu.

Kitapçı Ali:“Emanet bırakanlar özellikle rica ettiler, müsaade buyurursanız isim bende kalsın, 40 lira istemişlerdi” diye cevap verince Atatürk ısrar eder,“kimin bu?” Ali Efendi açıklamak zorunda kalır.“Abdülhalim Çelebi Efendinindir”.

Abdülhalim Çelebi Efendi Mevlana soyundandır. Konya Mevlevi Dergâhı Postnişiniydi. Konya milletvekiliydi, Milli Mücadele kahramanıydı ve istiklâl madalyası vardı. Evindeki halıyı satacak kadar parasız kalmıştı, ama kapısı açıktı, geleni gideni ağırlamaya devam ediyordu.

Atatürk hüzünlenir, Yaverine “40 lira bırakın” diye emir verir. Ali Efendi’ye “Halıyı Abdülhalim Efendi’nin evine yollayınız, biz oradan aldırırız. Bu akşam evine kahve içmeye gideceğim bunu da bildiriniz” der.

Akşamüstü Abdülhalim Efendi’nin evine gider. Abdülhalim Efendi halıyı paketiyle kapının yanına koymuştur.

Kahveler içilir. Bu arada Abdülhalim Efendi “Paşam halıyı almışsınız, evime yeni geldi, müsaade buyurursanız, arabanıza koydurayım” der.

Atatürk elini kaldırır. Abdülhalim Efendi’nin sözünü keser. “Halı yine bizim olsun, sana emaneten bırakıyoruz, arada kahveye geldiğimizde onu seyrederek içeriz” diyerek halıyı odaya serdirir.

Abdülhalim Efendi halıya gözü gibi bakar. Rahmetli olduktan sonra halı mirasçıları tarafından Mevlâna Müzesine bağışlanır.

1931 yılında Mareşal Fevzi Çakmak’ın kızı Muazzez hanıma 10 bin lira düğün hediyesi verir. O gün için 10 bin lira büyük paraydı. Atatürk’ün de o günü kadar düğünlerde abartılı hediye verdiği görülmemiştir.

Mareşal Fevzi Çakmak paranın veriliş sebebini anlamıştı. Kızı Muazzez Hanım ciğerlerinden hastaydı. Yurtdışında uzun süre tedavi görmesi gerekiyordu. Fevzi Çakmak’ın bu masrafın altından kalkması mümkün değildi. Damadından da yardım isteyemezdi.

Mareşalin sıkıntısından haberdar olan Atatürk doğrudan kendisine verse reddedileceğini biliyordu. Bu sebeple yardımını düğün takısı olarak yapmıştı. Fevzi Çakmak, kızı Muazzez Hanım öldükten sonra olayın iç yüzünü ağlayarak anlatmıştı.

Hüseyin Cahit Yalçın Saltanatın kıldırılmasına ve Cumhuriyetin ilan edilmesine karşı çıkmıştı. Atatürk’e suikast girişimlerine adı karışmış, Çorum’a sürgüne gönderilmişti. Maddi sıkıntıya düştü. Milletvekili arkadaşlarını devreye soktu. Yazdığı romanların ve hikâye kitaplarının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından satın alınmasını istedi.

Atatürk Hüseyin Cahit’in maddi sıkıntıya düştüğünü duyunca üzülür,“Maddi ıstırap çektirmeye hakkımız yok. Bakanlığın tahsisatı yeterli değilse, İş Bankası’ndaki paramdan bu kitapları satın alın” diyecektir.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.