Yukarı Çık

FARKLI BİR SEÇİM

12 Mart 2019 Salı 11:39:39
401 kez okundu.

31 Mart günü sandık başına gidip, yaşadığımız yerleşim yerini beş yıl süreyle yönetecek kişileri belirleyeceğiz. Hiç şüphe yok ki bu yerel seçim; bugüne kadar yapılan tüm seçimlerden farklı bir seçimdir. Seçimleri farklı kılan etmenlerden biri ve bana göre en önemlisi: Propagandanın korku üzerine kurgulanmasıdır. Rahmetli Menderes bu Milleti: “Bu kış Türkiye’ye komünizm gelir” diye korkutmuştu. Aradan 60 yıldan fazla bir süre geçtiği halde Türkiye’ye komünizm falan gelmedi.

Bugünkü iktidar ise Milleti: “Beka Sorunu” ile korkutmaya başladı ve ısrarla devam ediyor. Oysa AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında ülkemin bırak beka sorununu, terör sorunu bile yok denecek kadar azalmıştı. Bana göre bu ülkenin beka sorunu yüz yıl kadar önce bir daha gündeme gelmemek üzere çözüme kavuşturulmuştu. Yıllardır sürekli toprak kaybeden Türk Yurdu, Mondros Ateşkes Antlaşması ile bölüşülmeye başlanmış, Sevr paçavrası ile yaşaması mucizelere kalmıştı. Beka Sorununun ortadan kaldırılması için Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıkmış, Kurtuluş Savaşı ile tehlike bertaraf edilmiş, ülke sınırları, Lozan’da tüm uluslara tasdik ettirilmişti.

Tüm devletler gibi Türkiye’nin de iç ve dış düşmanları tarih boyunca olmuş ve olacaktır. Bir yerel seçim sonucunu beka meselesi yapmak, yanlışların en büyüğüdür. Bir ülkeyi yerel yönetimler değil, genel seçimi kazanmış iktidarlar yönetmektedir. Hükümet; kurumlar arası çalışmaları koordine etmekle birlikte, ülkenin güvenliğini sağlayacak kurumlar; emniyet güçleri ve Silahlı Kuvvetler adını verdiğimiz ordumuzdur.

Bu seçimleri farklı kılan bir etmen de; Cumhurbaşkanı’nın propaganda döneminin baş aktörlerinden biri olmasıdır. Tarafsızlık yemini etmesine rağmen Sayın Erdoğan’ın sadece AKP Genel Başkanı gibi propaganda yaptığını yaşayarak görüyoruz. Ne yazık ki bir yerel seçim; genel seçim havasına sokulmuştur. Meydanların dili; aklı başında hiçbir Türk Vatandaş’ının kabul edemeyeceği çirkinlik içermektedir. Sistem dolayısıyla milletvekilliği söz konusu olmayan, yani atanmış bakanların da bir yerel seçim propagandasına katılması, çirkinliğin ayrı bir boyutudur. Çünkü bu bakanlar; sistem gereği hem Meclis’e, hem de seçmene karşı sorumlu değillerdir. Bakanların çeşitli vaatleri, iktidara seçim desteğidir.

Seçimlerin farkını ortaya koyan başka bir etmen; milletvekillerinin,  bakanların, hatta bir Başbakan ve Meclis Başkanı’nın bir yerel seçim için aday gösterilmesidir. Bu ülkeyi 17 yıldır tek başına yöneten AKP İktidarı; artık, sandıkları garanti gören bir durumda değildir. Daha ziyade İstanbul ve Ankara’daki seçimi kaybetmeyi göze alamamış, oralarda, adından faydalanabileceğini düşündüğü adaylarla seçime girmeyi yeğlemişlerdir.

Bu seçimleri farklı kılan, genel seçimler öncesi duyduğumuz bazı söylemlerin, yerel seçim öncesi de dile getirilmesidir. İktidar yetkililerinin ağzından bazı yerlerde petrol, altın, doğalgaz gibi yıllarca ihtiyacı karşılayacak madenlerin bulunduğu ifade edilmektedir. Devletin yapması gereken bazı yatırımların, belediyelerce yapılacağı algısı yaratılmaktadır. Liderlerin söylemleri; yerel yönetici adaylarının söylemlerini gölgede bırakmaktadır.

Bu seçimleri farklı kılan etmenler saymakla bitmez. Bir tanesini daha yazıp, bu haftaki yazımı sonlandırmak istiyorum. Propaganda döneminde dini söylemlerin ön plana çıkması dikkat çekici boyuttadır. Daha önce AKP Sivas Milletvekili İsmet Yılmaz’ın, AK Parti Sivas Belediye başkan adayına oy isterken: “Oy verin ki... Yarın mahşer gününde kurtuluş belgeniz olsun” söylemini yazmıştım. Bugün de buna benzer bir söyleme yer vermek istiyorum.   AKP Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar Siverek’te partisinin seçim bürosu açılışında yaptığı konuşmada;  “Allah sizden emaneti ehline vermenizi emrediyor” diyor. Ve: “Vicdan rahatlığıyla size diyorum ki, yarın inşallah mahşerde Allah'ın karşısına çıktığınız zaman, Allah o emaneti bize verdiğinizden dolayı, size inşallah hiçbir hesap sormayacak” diyerek, sözlerine devam ediyor.

Bu iki sözü okuyunca kendi kendime dedim ki: Atalarımız; “Cennet, anaların ayakları altındadır” demişti. Meğerse Cennet; Seçimde AKP amblemine vurulacak mührün altındaymış. Sizi bilmem ama ben; Cenneti peşinen kaybetmiş biriyim.

AKP sözcüleri Cennet vaadi yarışına devam ederken, belediye başkan adayları da “bedava hizmet” vaadi yarışına devam etmektedirler. Bedava hizmet vaat eden belediye başkan adaylarına; “bu değirmenin suyu nereden gelecek” diye sormadan edemiyorum.

Farklı propaganda döneminin sonunda yapılacak seçimlerin; farklı sonuçlar verip vermeyeceğini zaman gösterecektir. Saygılarımla. 10.02.2019

Mehmet USLU- Emekli Öğretmen

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.