Yukarı Çık

GÖZLER KÖR, VİCDANLAR SAĞIR OLMUŞ

16 Nisan 2019 Salı 11:53:59
401 kez okundu.

Kim demişse: “Aşk, öfke ve siyaset; gözü kör eder” demiş. Günümüz Türkiye’sinde toplum öyle bir kutuplaştırılmış ki, siyaset; gözleri kör etmekle kalmamış, vicdanları da sağır etmiştir. Birçok kişi; seçim sonrası yaşananları görmek istediği gibi görüyor, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümlülüğü yükleyen içsel güç olan vicdanı da, bir kenara itiyor. Vicdanın sesini dinleyen yok.

Başlığı birkaç örnekle kanıtlamadan önce, Keşan seçimlerine değinmek istiyorum.

Seçim öncesi yazımda, AKP’nin, “Keşan bizim, Helvacıoğlu bizim” ve “Benim başkanım” afişlerini eleştirmiş, “31 Mart akşamı, Keşan seçim sandıklarından hangi başkan adayı çıkarsa çıksın, kim seçilirse seçilsin, senin-benim değil, BİZİM BAŞKANIMIZ olacaktır” yazmıştım.

Bugün: Sayın Mustafa Helvacıoğlu, BİZİM BAŞKANIMIZ olmuştur.

Seçimin kazananı, kaybedeni ile ilgili onlarca senaryo üretebilirsiniz. Bu senaryoların, kimseye bir yararı olmayacağını düşündüğüm için konu üzerinde durmayacağım. Öncelikle, Sayın Mustafa Helvacıoğlu’nu, İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi Üyeliğine seçilenleri kutluyor, görevlerinde başarılar diliyorum. Keşan için yapılacak olumlu işlerde, çoğunluğu elinde bulunduran CHP Meclis kanadına; “TOPAL ÖRDEK” söylemini, duymamış olun, diyorum.

Gözleri kör, vicdanları sağır etmiş siyasete gelelim mi?

Seçim öncesi:  “Türkiye seçim meselesini dünyada en iyi gerçekleştiren ülkedir. Bu konuda bugüne kadar dünyadan tek bir eleştiri almış değiliz” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ dur. Aynı kişi seçim sonrası: “Türkiye en şaibeli seçimi yapmıştır” diyebiliyor. İşine gelmeyen sonucun değerlendirmesi; gözlerin kör, vicdanların sağır oluşunun kanıtıdır.

AKP; “Haydi Bismillah” diye bir seçim şarkısı hazırlamış. CHP’li Mahmut Tanal: “Besmele, dini bir kavramdır, seçimde kullanılamaz” deyip YSK’ ya başvurmuş, şarkı yasaklanmış. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Sayın Mansur Yavaş seçimi kazanınca; Ankara Caddelerine: “Hep birlikte. Haydi, Bismillah” diye, teşekkür pankartı astırmış. Köşe Yazarı Ahmet Hakan Sayın Tanal’a; “ALOOO sesim geliyor mu Tanal, bunu da YSK’ ya taşıyacak mısınız” diye soruyor.

Aynı Yazar: “Seçimden önce ve sonra yapıp ettikleriyle hikâyesiz kalmaya mahkûm Ekrem İmamoğlu’nu hikâye sahibi yaptılar” demiş. İmamoğlu; Erdoğan’ı ziyaretle başrolü kapmış, seçim hikâyesinin de tartışmasız başkahramanı olmuştur.

Seçim hikâyesindeki başrol oyuncusunu görmeyen göz; kör, propaganda aracı olarak kullanılmak istenen Besmele ile her Müslüman’ın işe başlarken çektiği Besmeleyi ayırt edemeyen vicdan; sağır olmuştur, demeden edemiyorum.

Günlerdir, akşam saat 22.00 olduğunda haber kanalları, açıkoturumları bile kesip,  Hükümet Sözcüsü Ömer Çelik’in basın açıklamasını yayımlıyor. 8 Nisan 2019 Pazartesi. Kesin olmayan sonuçlara göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Seçilen Ekrem İmamoğlu İstanbul Kartal’da konuşuyor, bazı yayın kuruluşlarını eleştiriyor. Günün akşamında da Ömer Çelik:  “Bugün CHP'nin İstanbul adayı maalesef çok vahim bir işe imza atarak, medya gruplarının sahibi olan aileleri, soyadlarını zikrederek tehdit etmiştir” diyor.

Tehdit: gözdağı vermek, korkutmak, demektir. Şimdi de, Ekrem İmamoğlu’nu dinleyelim mi?

“Buradan sesimi duyurmak istiyorum. Medya, insanların bilgi alma haklarını korumak zorundadır. Taşıdıkları soyadlarıyla Türkiye'ye örnek olmuş iş insanları var” diyor. Devamla: “Ben; onların patronluğunu yaptığı medya kanallarında sesimin kısılmasını, onlar adına değil, geçmişleri adına, aileleri adına, üzüntüyle takip ediyorum” dedikten sonra, “ Rakibimiz adına 10 kişi konuşuyor, naklen veriyorlar, benim de onlara cevabım var, beni neden göstermiyorsunuz” diye soruyor. Konuşmasını: “İsim veriyorum; NTV'yi, Habertürk'ü, Ciner ailesini, CNN Türk'ü, Demirören Ailesini takip ediyorum. İş dünyasına yaptıkları katkılardan dolayı kendilerini uyarmayı, kendime hak gördüğüm için uyarıyorum. Gün gelir isimlerini anmaktan bile vazgeçerim. Bizi daha fazla dünyaya rezil etmeyin” deyip, bitiriyor.

Uyarmak: Birine, bir davranışta bulunmamasını, ya da bulunmasını söylemek, demektir. 16 Milyon kişiye hizmet edecek bir kişinin sesinin duyulmasını, kendisine adaletli davranılmasını istemesi, “Bizi dünyaya rezil etmeyin” demesi, ne zamandan beri TEHDİT oldu, diye soruyor, başkaca bir yorum yapmak istemiyorum.

İstanbul Büyükçekmece’de polis, kapı, kapı dolaşarak taşınmış seçmen arıyor. AKP Belediye Başkan Adayı Mevlüt Uysal, “Soy ismi tarandığı zaman, Ak Parti’ye oy verenler olduğu kolayca tespit edilebilecek kişilerin, seçmen listesinden düşürülmesi şeklinde bir operasyon yapılmış” diyor. AKP’ye oy verecek kişileri, soy ismini tarayarak bilen bir kişiye “siyaset gözlerini kör, vicdanını sağır etmiş” demekten başka bir şey bulamıyorum.

Sevgili Yılmaz Özdil BÜYÜKÇEKMECE yazısında: “Başka yerden taşınmış seçmen mi arıyorsunuz, buyurun, ihbar ediyorum” diyor. Mevlüt Uysal; 2018 de İstanbul Başakşehir’de, 2019 da İstanbul Kumburgaz’da oyunu kullanmış. Binali Yıldırım: 2009: Erzincan. 2011: İzmir Bornova. 2015: İzmir Urla. 2018: İzmir Karabağlar, 2019 da: İstanbul Tuzla seçim sandıklarında oy kullanmış.

Siyaset; gözlerimizi kör, vicdanlarımızı sağır ettiği sürece, demokraside bırak çağ atlamayı, dünya devletlerinin en arkasında nal toplamaya devam ederiz, diye düşünüyorum. Bilmem haksız mıyım?  Saygılarımla. 14.24.2019                                                    Mehmet USLU- Emekli Öğretmen

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.