Yukarı Çık

KENTLER VE GÖLGELER (9)

12 Haziran 2019 Çarşamba 13:58:28
178 kez okundu.

Bertolt Brecht-Berlin (1898-1956)

Alman ozan, yazar, tiyatrocu Brecht’i, yine tiyatrocu olan Güven Kıraç anlatır. Brecht, tarihi kent olan Berlin’in işçi mahallesinde doğar. Tıp ve felsefe öğrenimlerini yarıda bırakır. Askerliğini bir savaş hastanesinde yapar ve savaş karşıtı olur. 1924’te Berlin’e yerleşip işçi sınıfının sanatını yapmaya başlar. Marx ve Hegel’den etkilenir. 1933’te yazdığı “Tedbir” adlı oyunu yasaklanır. Vatana ihanetten yargılanıp Danimarka’ya sürgüne gönderilir, yurttaşlıktan çıkarılır. 1948’de Berlin’e döndüğünde her yer yıkılmıştır. Kent savaş yorgunudur. Bercht, kendi tiyatrosunu kurar. Kendi oyunları oynanır. Üç Kuruşluk Opera, Cesaret Ana vb. Epik tiyatroyla tiyatroda devrim yaratır. Funtila oyununda ağalık sistemini eleştirir. Tiyatrosu eğlendirme özelliğini taşırken izleyiciye ağlamayı değil, ağlatan olayı göstermeyi hedefler. Oyuncuyu da uyanık tutar. Alışılmışın dışındadır. Helen Veigel’le aynı tiyatroda çalışırken evlenir ve tiyatroyu birlikte yürütürler. Sanatı, aşkı ve emeği paylaşırlar. Tiyatro, Almanlar için en önemli bir sanattır. Berlin, müzesi, kültürü, tarihi ve gece hayatıyla klasik ve modern bir kenttir. Brecht’in üç katlı, bahçeli 150 yıllık evi, büyük kütüphanesiyle ünlüdür. Yanındaki mezarlıkta ünlü kişilerle, Brecht, ortağı ve eşiyle birlikte yatmaktadır.

Amin Maalouf/ Lübnan-Beyrut

Bu ünlü yazarı bize Ece Temelkuran Beyrut’la birlikte tanıtır. 1949’da doğan Maalouf, hep köklerini aradığı coğrafyayı, savaş nedeniyle ayrıldığı Beyrut’u anlatır yapıtlarında. İlk ve orta öğrenimini Beyrut’ta görür. 22 yaşındayken gazetede yazılar yazar. Zenginlerin yazın yaşadığı dağlık bölgede onların da evleri vardır. Dedesi, Sığınak Gözü anlamına gelen köyde bir de okul yaptırır. Maalouf, Tanyos Kayası romanında bu dağı ve köyünü anlatır. 1975’teki savaşta bu köye sığınırlar. Savaş her şeyi yok ettiğinde yazar da Paris’e göç eder. “Ölüme son çare olarak bakmalısın” diyen Maalouf, yaşamı da renk verici ve acı çektirici bir oyun olarak görür. Beyrut’ta soğuk savaş da sürer. Hizbullah kendi mahallesinin güvenliğini kendi korur. Yazar, kentin etnik ve yapısal ayrılıklarını da yansıtır. Bir ulusa ait olmanın önemini belirtir. Duvarlardaki savaş izlerinin bugün de korunması, insanlığın nasıl alt-üst edildiğinin göstergesidir. Yazar, doğu-batı çatışmasını, yitirilmiş yaşamları, ölüm korkusunu anlatırken Ece Temelkuran da “Beyrut anlatılmaz, yaşanır” vurgusunu yapar. Yemekleri özgündür, yüz çeşit mezeleri vardır. Haririler gelince yıkık eski Beyrut yeniden kurulur. Maalouf, içinde taşıdığı Beyrut’u anlatır, insanlığı sorgular, kültür değerlerinin tehlike altında olduğunu belirtir.

James Joyce/ İrlanda-Dublin

En çok inceleme konusu olan Ulysses’in yazarı James Joyce’u bize Perihan Mağden anlatır. Kitabı anlamanın zor olduğunu, ciddi emek vermek gerektiğini belirtir. Modern roman yaratıcısı Joyce’un Dublin’de kendi adını taşıdığı bir köprü vardır. 1882’de doğan yazar, yaşamını yoksulluk içinde geçirir. İngilizce öğretmenliği ve banka memurluğu yapar. Paris’te doğa bilimleri okur. 1907’de içinde 36 şiirin olduğu Oda Müziği kitabını yazar. Yapıtlarında Dublin’i anlatır. Ulysses’in kahramanı Bay Bloom, 1960-1980 arasında kentte gezer. Yersizlik ve yurtsuzluk etkisini yansıtır. Dublin’le yazarın ilişkisi karmaşıktır. Sıradan bir caddeye (genelev caddesi) adının verilmesi dışlandığını gösterir. Aynı caddede bir de anıtı vardır. “Dublin benim kalbimdedir” diyerek tutkusunu belirtir. Bilinçaltı akışını, cinselliği işler yapıtında.

Dublin, eğlencenin, müziğin kentidir. Yağmur yağarken birden güneş çıkar. Düz bir kent, güzel bir kenttir. Gece yaşamı görkemlidir. Gelir düzeyi yüksektir. Mimarisi de doğaya uygundur. Ulysses’in konusu Dublin’de yalnız bir gün içinde geçmektedir, 16 Haziran günü bilinçaltında yaşananlar anlatılır. Zor okunur, sözcüklerle oynar. Picasso resimde neyse, romanda da Joyce odur. Her şey şimdinin bilincindedir ona göre. Ulysses için 200 defter doldurur. Yapıtı 700 sayfa olup Homeros’un Odysseia’sine bir göndermedir. Özyaşamöyküsü olabileceği de belirtilir. Üç katlı evi şimdi müzedir. Çalışma odası küçük olup yazı masasının bile olmadığı ve bavulu üstünde yazılarını yazdığı söylenir. Yazar, 13 Ocak 1941’de ölür.

----------------

(Şarköy, 7-8 Haziran 2019)

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.