Yukarı Çık

ÜŞ BEJ YEĞENİM

10 Temmuz 2019 Çarşamba 12:32:27
237 kez okundu.

Yazları köye gelirdin.

Üç beş yaşlarındaydın,

Burhan dedenin bir tanesiydin.

Ben de senden beş yaş büyüktüm.

Annenden babandan ayrı kalmak sana zor gelirdi, ağlardın.

Kardeşinin ise, aklına gelmezdi anası babası.

Dere tepe peşimde, ben nereye o da oraya.

Dert desem dert değil, benim püsküllü belamdı.

Bayram arifesiydi.

Taş değirmen unu.

Anamın elinden çıkmıştı köy baklavası.

Bayramı bekleyememiş, birlikte bulmuştuk yüklükte baklava tepsisini.

Osmanlı kadısından sonra bende icat etmiştim rüşveti,

İki bana, bir sana sus payı.

Hatırlamıyorum, tepsiyi kim yarılamıştı.

Kim ceza almıştı.

Ben Gelibolu ortaokulunda okuyordum,

Sen ilkokulda.

Benim matematikten başka bütün derslerim zayıftı.

Haylaz bir öğrenciydim.

Sense o yıllardan beri hep sınıf birincisiydin, her yıl takdirname getirirdin.

Liseyi birincilikle bitirmiştin, o günün kuralları gereği istediğin üniversiteye girme hakkın vardı.

Üniversite imtihanından da istediğin yere girecek puanı aldın.

Birçok fakülteye girme hakkın varken, sen kimya fakültesini seçtin.

O yıllar seni Vezneciler kız yurdunda ziyaret etmiştim.

Okul bittiğinde kimya mühendisi oldun ve Bursa’da tekstil işine girdin.

Evlendin, bir çocuğun oldu.

Bayramlarda, cumalarda oğlun babasıyla birlikte camiye namaza giderdi.

O yaşta cenazelerde cami avlusunda beklemez, camiye girer namaz kılardı.

Yetmez, evde de namaz kılar, abdest almadan yatağa yatmazdı.

Sen derdin; yeter be oğlum evde kuru havlu kalmadı.

Babanla, abimle seni evinde ziyarete gelmiştik, bir kaç gün misafirin olduk.

Sabah beşte kalkar, çocuğunun çantasını ve kocanın kahvaltı masasını hazırlar işe giderdin.

Akşam yorgun argın işten gelir bizlere yemek masası hazırlardın.

Beş yıldızlı masa, tatlısından tuzlusuna her şeyi önümüze koymuştun.

Çok pratik ve hamarattın be kardeşim.

Büyük bir firmada iyi paraya çalışıyordun.

Ama gecen gündüzün yoktu, tam eve gelip yatarsın tekrar iş yerinden çağırırlar “Sorun var, gel” diye.

El işi işte, iyi para verirler ama sırtından deriyi alırlar adamın.

Fabrikanın altına verdiği arabayla işe gider gelirdin.

Bir gün koltuğunun sol yanından sağlam okkalı bir sopa çıkardın.

Amca, “Erkek sürücüler bayan olduğum için bana hareket çekiyorlar, bende bu sopayı gösteriyorum” demiştin.

Kemikli, boylu poslu manken gibi kadınsın,

Tam bir Türk kadınısın.

Bu yorucu yaşamınla birlikte kocanı ve oğlunu ihmal etmedin.

Galatasaray lisesine iyi dereceyle girmişti, sonra Amerika kaptı çocuğunu.

Sana hiç maddi yük olmadan dünyanın en iyi okullarında okudu.

Şimdi 26 yaşında 7 yabancı dil biliyor ve dünya çapında bir finans şirketinde çalışıyor.

Keşke benim ülkem böyle başarılı donanımlı çocuklarımıza sahip çıkabilseydi.

Annem seni babaanneme benzetirdi.

Güçlü kuvvetli, iradeli bir kadınmış rahmetli.

Eskişehir dönüşü seni Bursa çıkışındaki iş yerinde ziyaret etmiştim.

Ter içindeydin, sen yöneticiydin ama işçilerden fazla terlemiştin.

Acaba “Siyaset erbabının karıları senin akıttığın terin yüzde birini akıttı mı?”

Sen eğitiminle, görgünle kültürünle, çalışkanlığınla 23 yıla neler sığdırdın be kardeşim.

Dile kolay; babanın, kocanın inşaat şirketleri yoktu. Kadınlığınla neler başardın be kardeşim.

Bırak ben de seni yazayım,

Bıktı bu millet siyasetçilerin karılarını izlemekten ve okumaktan.

Bu millet biraz kendinden olanı, kendi gibi isimsiz kahramanları okumak ister.

Baba tarafına “Dağlı” derler.

Burhan dedenin baba tarafı İskeçe’den, ana tarafı Tırnova’dan.

Babaannen Edirne’nin Harmanlı’dan.

Ana tarafın Arnavut.

Tam bir Rumeli koalisyonusun be kardeşim.

Siyasetçiler bizden kopmuş, uzaklaşmışlar.

Biz, bizde kalanları yazıp okuyoruz.

Bırak bizi, bizim olanları yazalım be kardeşim.

CENGİZ ARCAN

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.