Yukarı Çık

SICAĞI SICAĞINA KIRKPINAR…

10 Temmuz 2019 Çarşamba 12:34:00
250 kez okundu.

Necdet Tezcan

1-7  Temmuz’ 2019’da gerçekleştirilen  Kırkpınar Şenlikleri dün sonlandı. Yüzyıllardan beri süren bu geleneksel organizasyon özü ya da temeli: “Kırkpınar yağlı güreşleri” dir. Bu yıl, bir yenisi daha yaşandı. Yani öyküden ya da efsaneden bu yana bu kadar yıl geçmiş ve bu kadar yıl bir gelenek olarak yaşanmış, yaşatılmış Aynı zamanda o günkü gibi, bozulmadan yaşatılmış… Bu kez 658.si yaşandı ve sonlandı.

Bilindiği gibi, uygarlığın, tekniğin henüz olmadığı yıllar, o zamana göre ve o zamanın olanaklarıyla başlatılan bu kurum hemen hemen aynı biçimde bu günlere taşınmış. Olayı olduğu gibi bu denli bu günlere taşımak ve yaşamak bir ayrıcalık olmalı. Bu günlerin futbolu neyse, o günlerin yağlı güreşi de en geçerli etkinliklerdendi.

Bu nedenle başta Edirne Belediyesi olmak üzere katkısı olanların tümü içten kutluyorum.

 Pazar günü finaller başladı başpehlivanlık güreşleri.  Finale kalan Orhan Okulu ve Ali Gürbüz’dü.  Çok ilginç gösteri ve söylemlerden sonra iki başpehlivan adayı kapıştılar. Gösteriler arasında yer alan bayrağımızın büyüklüğü göz kamaştırıcıydı. Bazılarına ders niteliği taşıyordu. Çayır turu atarken dalgalanması alkışlanması ve izleyenlerin de ayağa kalkarak bayrağımızı dalgalandırmaları en güzel görüntülerden biri oldu.

 Kırkpınar öncesi davetlerde “kırmızı dipli mum” kullanılır. Özellikle önemli kişiler böyle davet edilirdi. Yine öyle oldu. O davet şekli Kırkpınar’ın simgesi olarak yaşamakta, yaşatılmakta. Günün koşullarına göre önemli bir buluş bence. Sanırım bu gelenek de yaşatıldı. Davetiye kullanmak da onun yerini alabilir elbet.

Güreşlere davul-zurna (40) ekibi eşlik eder, başından sonuna değin. Yine öyleydi. Dost meslektaş Beyazıt Sansı’ın Kırkpınar bestesi ve şiiri de bir başka duygulandırdı izleyenleri… Bu marş ve şiir elbette kalıcı olmalı, görüşündeyim.

Bu arada cazgırın sunumunu da unutmamak gerek. O sunum pehlivanları motive eder ve izleyenleri coşturur. Böyle başlar kapışma.

Önce iki pehlivan peşreve başlar. Bu bir tür ısınma hareketidir. Yine öyle başladılar, davul zurna eşliğinde.

Ben bu tarihi ve geleneksel güreşleri ancak TV kanallarından izleyebildim.

Daha önce açık arttırma ile güreşlerin temel direği olan ağa seçimi yapıldı. Bu yıl da Seyfettin Şahin ağalığı üstlenen isim. Sanırım 10 Kez “Kırkpınar Ağalığı” nı kazanan Şahin’in ödeyeceği rakam  661bin lira ile  659. Kırkpınar Ağası oldu.

Başa kalan pehlivanlar iki gündür diğer adayları mağlup ede ede sona kaldıkları için yorgundular. Onları yorgunluğun dışında yakıcı güneş ve göze kaçan yağ ve terleri de aşmaları gerekiyordu. Her zaman olduğu gibi güreşler başlamadan tüm pehlivanlar kispetleri de dahil tepeden tırnağa yağlanır. Yine öyle oldu. Bu son üç gün Kırkpınar meydanı izleyenlerle dolar, taşar. Yine öyleydi. Hele finale kalan iki başpehlivan adayı güreşmeye başlayınca ilgi ve sevgi artar. Alkışlar güç kazanır. Tüm izleyenler ve taraftarlar dikkat kesilir. Kuşlar bile ötmez olur…

Uzattık galiba hemen başlatalım öyleyse ; İlk yarım saat süresince güreş yoktu. Dizleri yere bile değmedi. Ayakta geçti, yarım saat. Bu arada kule hakemlerinden biri şu anımsatmayı yaptı: Eskiden böyle durumlarda “Dizine ayna mı bağladın” denirmiş. Beş dakika uzatmalarda da aynı durum sürdü. Seyircilerin protestolarına, hakemlerin uyarmalarına rağmen beş dakika da bitiverdi.  Orada bulunanlar “zevksiz bir final” dediler. Gerçekten de başpehlivanlık güreşlerinin böyle geçmesi can sıkıcıydı.

Kurallar gereği “altın puan” süresine girildi. Artık, yani bundan sonra bir puan alan güreşçi kazanmış olacaktı.

Son kapışma ilginç ve çekiydi. Oyun içinde oyun Orhan Okulu’nun yenilmesine neden oldu. Böylece ülkemizin başpehlivanı Ali Gürbüz oldu.

Daha sonra madalya törenleri yapılarak bayrağımız başpehlivan tarafından ve İstiklal Marşı eşliğinde gönderden indirildi.

 Güreşler dışındaki etkinlikler de ilginçti. Güreş alanının dışında yaşananlar da panayır havasını andırmaktaydı.

 Edirne bir hafta boyunca yüksek sıcaklara rağmen dolup taştı.

Etkinliğe katılanlar arasında yer alan davetliler de ayrı bir renk kattı Kırkpınar’a. Spor Bakanımız, Valimiz ve Belediye Başkanımız, izleyenler arasındaydı. Bir ara İBB başkanı Ekrem İmamoğlu ‘da izleyenler arasında yerini aldı. İmamoğlu’na karşı ilgi yine olağanüstüydü doğrusu.

Böylece bir Kırkpınar rüzgârı esti. Ilıman ve geleneksel bir rüzgardı. Ancak her şey gibi o rüzgar da geldi geçti.

Nedense medya pek ilgi göstermedi gibi geldi bana. Bir kanal dışında başka bir yansıma göremedim ben. Haber olarak bir iki kanal dışında yoktu. Basında yani gazetelerde bile ya çok az yer buldu, ya da hiç.

Başta futbol olmak üzere öbür sporlara olağanüstü yer veren medyanın yağlı güreşlere yer vermemesi ya da çok az yer vermesi garibime gitti sanki. Yağlı güreşler spor değil mi yani. Geleneksel ve orijinal olmasına rağmen hiç mi önemi yok?  Simgeleşen değerlerimize sahip çıkmak en başta onların görevi değil mi?

Çok fazla güreşçinin katıldığı, çok meraklının geldiği (çadırlarda yatanlara rağmen) böyle bir etkinliğe ilgisiz kalmak yakışıksız değil mi?

 Nice Kırkpınarlar’a…

Bir şiirimde diyorum ki:

 “… En güzel şiir olur Edirne

Kırkpınar  akşamları “

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.