Yukarı Çık

MEYHANE

9 Ekim 2019 Çarşamba 12:32:42
211 kez okundu.

Kısa kış günleri yerini ılık bahar günlerine bırakmıştı, nisan sonu belki mayısın ilk günleri olmalıydı çarşıya, kasabayı dolaşmaya çıktım. Vakit akşama dönmüş yağmur ince ince çilemeye başlamıştı!.. Yalnızlıktan kurtulmak istiyordum; kasabanın en kalabalık meyhanesine girerken yağmur hızlanmıştı.

Bütün masalar doluydu; camlar buharlaşmış, hava ağırlaşmıştı, garson servis yapmakta zorlanıyordu. Tezgâhta ayakta içen biri seslendi. Yanındaki biraz kıpırdayınca yanaşabildim; bu, kasabanın Turgut Eniştesiydi. Nezaket sözlerinden sonra meyhaneciye “Hoca’ya rakı ver!..” dedi. Garson iki ölçek rakıyı-bir duble ediyor- bardağa koydu, biraz peynirle leblebi getirdi. “Turgut Bey bu ne kalabalık!..” dedim. Çatalını bıraktı, “kısa kış günlerinde evden işe, işten eve giden insanlar sıkılıyor, değişiklik istiyor!..” dedi.

Yağmurun insan sesine karışan şakırtısı, konuşulanları anlamayı zorlaştırıyordu. Meyhane tenhalaşacağına kalabalık artıyor, yağmur da olanca hızıyla devam ediyordu.

İkinci dubleye başlamıştım; meyhaneye, koltuğunda beş kiloluk vita kutusuna ekilmiş sarı çiçekle yağız bir delikanlı girdi; “Satıyorum!.. Var mı isteyen!..” deyip masa aralarında gezindi, boş bulduğu sandalyeye oturdu, çiçeği masaya koydu, garsondan rakı istedi!.. Yağmurun serinliği camları iyice buharlaştırmıştı, içerisi kararmış, konuşan insanların sesleri yükseliyor, anlamak zorlaşıyordu; insanları rahatlatan tam da bu olmalıydı. Biz konuşurken çiçeğe talipler çıkmış; biri 5 TL, diğeri 6 TL’ dese de çiçekçi oralı olmadı. Meyhanenin bitişiğindeki konuşma özürlü balıkçı da artırmaya katıldı “10 TL” dedi. Karpuz sergisi olan genç sakin; “ 12 TL” dedi, çiçekçi vermedi. Bir başkası ayağa kalktı “15 TL” dedi, çiçekçi duymazdan geldi!.. Karpuzcu bu kez sesini yükselterek “20 TL” dedi, fazlasını veren alır!.. Bu meydan okuma meyhaneyi susturdu; gözler balıkçıya dönmüştü!.. Konuşma özürlü balıkçı ayağa kalktı, bir şeyler söylüyor, elleri ve kollarıyla anlaşılmaz hareketler yapıyor fakat ne demek istediği anlaşılmıyordu.

Her halinden çok kızdığı belli oluyordu.

Turgut Bey meyhaneciye “bize birer tek rakı ver!..” dedi ve bana döndü. “Balıkçının ne dediğini anladın mı?” “Pek değil çok kızdığı belli” dedim. “Ben sana tercüme edeyim” dedi ve başladı: “Ellerini açıp yere doğru salladı mı?” “Evet” , “Kollarını açıp ellerini karnı üstünde sağa sola gezdirdi mi?” gene “Evet!..” dedim. Devam etti: “Sağ elini yumruk yapıp bileğini sol eline koyup sallama hereketi yaptı mı?” gene “Evet” dedim!.. Hareketlerini bırakıp devam etti: “Balıkçı karpuzcuya gene kış gelecek, kar yağacak, aç kalacaksın, bana balık diye geleceksin, o meşhur hareketi yaparak Na balık!..” diyor dedi.

Sahibi çiçeği karpuzcunun masasına bıraktı. Meyhanede bir uğultu oldu, oyun bitmiş sahne kapanmıştı. Turgut Bey’e “Vallahi bravo, çok güzel tercüme ettin, tebrik ederim!..” dedim. Rakıları “fondip!.” edip garsonu çağırdık.

Dışarıya çıktığımızda yağmur dinmiş yıkanan hava mis gibi olmuştu vedalaşıp ayrıldık.

28 Eylül 2019 Keşan

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.