Yukarı Çık

BUZLAR ÇÖZÜLÜNCE

26 Ocak 2018 Cuma 11:50:40
219 kez okundu.

Aralık ayının sonlarına yaklaşıyor, ısı mevsim normallerinin üstünde. Şaşmamak elde değil. Eski Kasım dediğimiz günlerin elliye yaklaştığını görüyorum. Ara sıra serpeleyen yağmurdan başka bir şey yok. Eski kışlar böyle mi geçerdi? Pencere altlarına kadar kar, saçaklardan sarkan bilek kalınlığında buzlar…

1963 yılı Aralık ayında, Öğretmen Okulu yönetimince köy okullarına staja gönderildik. Her birimize seksener lira para verildi. Bu paralardan ortaya para koyup, erzak alacak, yeme yapacak, kahvaltı edecektik. İncelemeler sonunda Edirne’de Saraçlar Caddesi’nde bakkal İnayetullah Nami’den alışverişe karar verdik Bu bakkal İranlı idi.

Bakkal Nami, sipariş verdiğimiz erzakları teker teker hazırlıyor. Fasulye. Nohut, mercimeği kese kâğıtlarına koyuyor; peyniri yağlı kâğıda sarıyor, yağı da tenekesi ile veriyordu. Önümüz kış; helva ve sucuk da gerekliydi. İşimiz bitmiş, sıra hesaplamaya geldi. Nami ağabey çıtalardan dikdörtgen biçimli. Aralarından tel geçen beş sıralı, tahta yuvarlakların başına geçti ve hesabı toplamaya başladı. Sonuç: 92 lira 80 kuruş. İsterseniz siz de kâğıt kalemle toplayın dedi. Onun dört dakikada yaptığı işlemi biz on dakikada zor tamamladık. Bilgisayarlara başlangıç bu yollarla atılmış demek. (Abaküs.)

Şahsi eşyalarımızı, erzaklarımızı, tuttuğumuz minibüse yükleyip köyün yolunu tuttuk. Edirne’ye on iki km olan Yenikadın Köyü, Kapıkule Sınır Kapısı yolu üzerindeydi. Köy muhtarı ve gençler bizi güler yüzle karşıladılar.

Kalacağımız köy evine yerleşmeye başladık. Köy ile kaldığımız ev arasından Kapıkule’ye giden yol geçiyor. Konakladığımız evden batıya doğru meyilli bir arazi Meriç Nehrine kadar uzanıyor. Staj okulu müdürümüz yedi yıllık bir öğretmen bize yardımcı olmaya çalışıyor, biz de ona yardımcı oluyorduk. Her gün bir öğrenci arkadaşımız evde nöbetçi olarak kalıyor, evi temizliyor; yemek hazırlıyordu. En çok yapabildiğimiz yemekler kuru fasulye, tarhana çorbası, pilav ve yumurtaydı. Okulda günlük plan yapıyor, derslere giriyorduk. Öğleden sonraları voleybol, futbol oynuyorduk. Kaldığımız evin yanından geçen yol, yurtdışına açılan en önemli bir yol olduğundan birçok turistle selamlaşıyorduk. Kış da yüzünü göstermeye başladı. Havalar soğuyor, küçük kelebek taneleri gibi karlar ara sıra uçuşuyordu.

Birkaç gün önce 1963 yılına girmiştik. Köy gençleri ve muhtar ziyaretimize geldiler. “Kardan dolayı yol kapanırsa ekmeğinizi biz temin ederiz. Köy gençleri ile stajyerler de köy odasından evinize bol miktarda odun taşısınlar.” denilince oldukça rahatladık. Bir hafta sonra yağan kar damları, yolları ve tarlaları kapladı. Manyetolu köy telefonundan okulların tatil edildiğini öğrendik. Yoldan hiç taşıt geçmiyor. Günlerce sürecek kar esareti bizi roman okumaya, bulmaca çözmeye, kaynamış mısır yemeye yöneltti. Traktörüyle Edirne’ye giden köylü vatandaş dönüşte birkaç gazete getirdi. Trakya’da kış çok sert geçiyor, nehirler donmuş. Hürriyet Gazetesinin üç muhabiri arabalarının içinde donup kalmışlar Çatalca’da.

Hava hızını almış, soğuk azalmıştı. Yerde 60-70 cm kar vardı. Kar sinmeye –çökme- başladı. Saçaklardaki buzlar çözüldü. İnce buz tabakaları eriyor, ılık bir rüzgâr esiyor. Evlerinden çıkan kararlılar oradan oraya koşuyor. Su taşımaktan bıkmış olacaklar ki hayvanları köy çeşmesine götürüyorlar. Kaldığımız evin camlarından Meriç’te bir farklılık görülüyor. Beyazlaşan nehir, kararmaya başlamış belli ki akıyordu.

İki gün sonra Edirne yönünden gelen bir greyderi görünce sevindik staj arkadaşlarıyla yola çıkıp onu karşıladık arkadaşlarımızla. Ovada seli andıracak biçimde su akıntısı vardı. Greyder teknisyeni, yolun çukurlaşan bölgelerinde buz kalıplarının temizlenmesi çağrısını almış. Hem yolu hem buzları temizliyordu. Kimseye söylemeyeceğimize söz verip, stajyer bir arkadaşımla birlikte greydere bindik. Karlar rahat temizleniyordu. Öyle bir yere geldik ki yarım metre su, üzerinde yüzen bir, iki, üç metreküp hacimli buz kalıpları. Meriç’in taşması düşük düzeydeki bu yere bazı buzların girmesine neden olmuş. Bulgaristan barajlarındaki buzları dinamitle patlatıp, Meriç’e salınca bu durum ortaya çıkmış. Buz kalıplarının bir bölümünü deneyimli teknisyen ustalıkla yol kenarına çekti. İşini bitirmişti. Yol sadece yüksek dingilli araçlar için açılmıştı. Akşamüstü köyümüze döndük. Buzlar çözülünce hayat yeniden başlamıştı. Ara tatiline üç günlük bir gecikmeyle başlayabildik.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.